Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir. M.KemaL ATATÜRK....!

Altın oran nedir?

01. Eyl, 2009 Ferit Solak | Türkçe Makale
Dünyamız, güneşin etrafında dönerken uzun çapı 5 kısa çapı 3 olan eliptik bir daire üzerinde yol alır. Bu da dünyanın güneşe uzaklığını her an farklı kılar. Bu farklılık ta mevsimleri meydana getirir, yani hayatı var eder. Evrendeki bu ölçü, çok ilginç bir şekilde başta insan vücudundaki birçok oranda, bitkilerde ve hayvanlarda karşımıza çıkar. Örneğin bir kovandaki erkek arı sayısı 5 ise, dişi arı sayısı 3 tür. Sedefli deniz helezonlarında, yunus balığı ve penguenlerin vücut ölçülerinde, kelebeklerin kanatlarında 5’in 3’e, 8’in 5’e ya da 13’ün 8’e oranları vardır. Ayçiçeği çekirdekleri zıt spirallerle büyür, her birinin çapının diğerine oran 5/3, 8,5 ya da 13/ 8 dir.
İnsan vücudunun başından yere kadar olan yüksekliğinin göbekten yere kadar olan oranda da bu sayılara rastlanır. Kalçadan ye kadar olan mesafenin, dizden yere kadar olan mesafesi de… İnsanın parmak ucu ile dirseği arasındaki mesafe 8 ise, dirseği ile omuzu arasındaki mesafe 5\’dir. Dirsek ile parmak ucu arasındaki mesafe 8 ise, bilekle parmak ucu arasındaki mesafe 5’dir. Parmağın kemikleri arasındaki büyüklük oranı 8, 5 ve 3 şeklinde dizilir. Mısır piramitlerini yapan dahiler de, nasıl ve nerden öğrendikleri bilinmeyen bu oranları kullanmışlardır. Piramitlerin yüksekliklerinin tabanına olan oranı 5/3, 8/5, 13/8 ya da 21/13… Hep aynı oran… Ne ilginç değil mi? Bu oran, tarihin çok eski çağlarından beri nasıl ve ne şekilde öğrenildiği bilinmeden kullanılagelmiştir.
Bu gizemli sayıların matematiksel karşılığı ise ancak 13.yüzyılda Leonardo Fibonacci adlı bir matematikçi tarafından bulmuştur. Fibonacci Dizini adı verilen bu dizinde bir sayı kendisinden önce gelen iki sayının toplamına eşittir. 2+3=5, 3+5=8, 5+8=13, 8+13=21 …. gibi Bu sayılardan büyüğü, küçük olana bölündüğünde 1.618 gibi sihirli bir sayı ortaya çıkar. (PHI sayısı) Bu iki sayının birbirine oranı ise, gözün nizamıdır, yani “Altın Oran” dır. Bu oran; evrenin, doğanın ve yaşamın bütün yapı ve işleyişinde ilginç bir şekilde karşımıza çıkar. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan bu altın oranda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir Örneğin hiç aklımıza gelmeyecek bir yende, insan DNA’sında ‘altın oran’ vardır.
DNA düşey doğrultuda iç içe açılmış iki sarmaldan oluşur. Bu sarmallarda her birinin bütün yuvarlağı içindeki uzunluk 34 angström genişliği 21 angström\’dür. (1 angström; santimetrenin yüz milyonda biridir) 21 ve 34 art arda gelen iki Fibonacci sayısıdır. Bu oranlara ağlı kalınarak çizilen dikdörtgen, “Altın Dikdörtgen” dir. Bu dikdörtgendeki 5/3 yada 8/5 lik oranlar ‘altın oran’ dır. Oranların kesiştiği nokta, ‘altın nokta’, oranların kesiştiği yer ise ‘altın kesit’tir. Evet; altın dikdörtgen, altın oran, altın nokta veya altın kesit, estetiğin, bir başka deyişle ‘gözün nizamı’nın ifadeleridir. Piramitleri yapanlar Fibonacci Dizini’nden hiç haberleri olmadan bu oranı kullandılar.
Eski Yunan’ın mimarları da, Mimar Sinan’da…Da Vinci de ünlü Mona Lisa tablosundaki lekesel oranlarda buna dikkat eti. Hatta bununla yetinmeyerek tablosunun tuval boyutunu 8/5 olarak belirledi. Biz fotoğrafçılar için neden önemlidir bu oran ve neden bir kompozisyon düzenlemesinde bu oranı göz ardı etmemeliyiz? Çünkü insan gözünün görme alanı kısa kenarı 5, uzun kenarın 8 olan bir dikdörtgendir. Dolayısıyla insan gözü 5/8 oranındaki dikdörtgen cisimleri (görüntüleri) daha iyi algılar. Bu nedenle biz fotoğraf çekenler, evrenin bu estetik dengesini ve insanlığın bu binlerce yıllık göz alışkanlığını görmemezlikten gelemeyiz. Fotoğraf alanımızdaki ana lekelerin birbirine oranı, gökyüzünün yeryüzüne oranı, denizin kara parçasına oranı, altın oran sınırları içine yerleştirilirse göz bu görüntüleri daha iyi algılar ve benimser. Aksi takdirde bu görüntüler gözü rahatsız eder.
Fotoğrafımızdaki ilgi merkezinin altın noktaya yakın olması ve ya fotoğrafımızdaki ana leke kesimlerinin, altın kesim alanına denk getirilmesi de aynı etkiyi verir. İşte bu nedenledir ki, bazı görüntüler bize daha estetik gelir. Bakarken fotoğraftaki biçim, oran ve lekelerin yerli yerine oturduğu izlenimini alırız.
Görüntülerin estetik olmalarında bir takım biçimsel oranların çok etkili olduğunu ve gözümüzün hoşuna giden oranların aslında binlerce yıldan beri insanlar tarafından bilinip uygulandığını biliyor musunuz? Bu oranın Türkçedeki tam karşılığı “gözün nizamı”, yaygın deyimiyle de “Atın oran” Gelin isterseniz bu konuyu biraz irdeleyelim.
Bunlar da ilginizi çekebilir: Rumeli köyü izlenimleri Ara Güler’e ‘Vermeil Madalyası 6.ZONGULDAK Fotoğraf Günleri Kemal Tek**LinkWithin**
Related Posts with Thumbnails
Related Posts with Thumbnails